Ani bir şekilde karar verdim gitmeye, önceden planlanmış hiçbir şey olmadan. E gezmek ille de önceden plan istemiyor, gezcek insan o büyük hevesle her zaman hızlıca plan yapabiliyor bence :)
Safranbolu hiç gitmediğim bir yerdi. Küçük ancak kesinlikle gitmeye değer dediğim bir yer olarak yer etti zihnimde. 1 günlük Safranbolu turuna birçok yer sığdırmaya çalıştık. Gidemediğimiz yerler elbette oldu ama yine de maksimumu sağlamak için uğraştık. Her zaman yeni gideceğim yer ile ilgili araştırmalar yapar, yorum, beğeni ve tavsiyeleri not ederim. Oraya gittiğimde gezeceğim yerler hakkında önceden bilgi sahibi olmanın oralara çok daha farklı bir gözle bakmamı sağladığını düşünüyorum. Size tavsiyem bunu deneyin; önceden geçmişini bilmeden gezdiğim yerler için 'güzelmiş' gibi basit şeyler düşünürken, şimdi geçmişlerini bilerek nasıl oluştuklarından, hala bu şekilde duruyor olmasından etkilenip sanki daha da büyüleniyor, daha da değer vererek geziyorum.
Gezimize ilk olarak Safranbolu'da Türkiye'de sadece burada bulunan Kristal Teras (Cam Teras) ile başladık. Yerden 80 metre yükseklikte kara parçasından dışarıya doğru oluşturulmuş cam bir balkon karşıladı bizi, balkonun tabanındaki camın kalınlığı sadece 3 cm'miş. Bu kadar yüksekte aşağısını görebildiğiniz böyle ince cam bir tabanın üstünde durmak insanı heyecanlandırıyor elbet. Şüphesiz ki terastan aşağıya ve çevreye baktığınızda gördüğünüz manzaranın; o heyecanınızı katladığını söyleyebilirim. Ancak tam da bu heyecanı yaşarken görevlilerin 'Süreniz doldu' diyerek sizi oradan çıkarma girişimleri birazcık moralinizi bozabiliyor. Sürenin bu kadar kısa olduğunu bilmediğimiz için istediğimiz güzellikte fotoğraflar çekemedik, manzara fotoğraflarda görüldüğünden çok daha etkileyici. Türkiye'de her yerin girişine ücret ödendiği gibi burada da 3 TL(öğrenci) gibi bir fiyat ödedik. Kristal terastan ayrılınca çevrede de fotoğraf çekilmeye manzaranın tadını çıkarmaya devam edebilirsiniz. Teras çıkışındaki hediyelik eşyacılarda ise Safranbolu'ya özgü birçok ürün bulabilirsiniz. Benim neler aldığımı merak ederseniz; her gittiğim yerden aldığım gibi buradan da koleksiyonuma eklemek için kitap ayracı, aile geleneklerimizin gereklerinden olan anneanne ve babaanneye gidilen yerlerden alınan magnetler, Safranboluya özgü tuz sabunu (faydalarını kesinlikle dükkan sahiplerinden öğrenmelisiniz). Hediye fiyatlarının da oldukça makul olduğunu belirtmemde fayda var.




Kristal Terastan aşağıya baktığımızda Tokatlı Kanyonu'nu görüyoruz ve orayı gördüğümüz an kanyona inme isteği uyanıyor hepimizde. Kanyona inmek için tek tek uzun soluklu merdivenleri iniyoruz. Merdivenlerde yorulanlara minik dinlenme molaları yaratmak için sanki her şeyin doğal olduğunu belirtircesine minik ağaç dallarından oturaklar yapılmış. Merdivenlerin ilk bölümünü geçtiğinizde yıllara rağmen güzelliğini kaybetmeyen 6 kemerli Sadrazam İzzet Paşa tarafından yapılan su kemeri manzarası sizi karşılayacak. Yerden 30 metre yüksekte olduğundan aşağı düşme tehlikesine karşı olarak üstüne çıkılması yasaklanmış.



Su kemerini arkamızda bırakıp merdivenlerden inmeye devam ediyoruz ve kanyonun o güzel manzarasıyla karşılaşıyoruz. Soğuk olmayan hava, su ve kuş sesleri, etrafınızda yeşillik alanın güzelliği.. Her adımınızda bir nebze daha iyi hissediyorsunuz kendinizi. Çok özlemiştim yüksek ağaç dallarından sarkan salıncaklarda sallanmayı. bu doğal ortamda çocuklar gibi hevesle sıraya geçip sallandık biz de :) Yürüyüşten yorulursanız ve manzarayı bir çay eşliğinde izlemek isterseniz kanyonun ilerisinde at binilme alanına geçmeden solda 'Sade Kahve' adında kanyon ziyaretçilerinin molalarını verdiği mekanda oturabilirsiniz.



Buradan sonra Safranbolu'da ne yenir diye sorana mutlaka gidin diyebileceğim 'Hacıbaba Dürümce Cafe&Restaurant'a gittik. Gerçek anlamda et yediğinizi anlayacağınız bu yerde tavsiyemi sorarsanız biz önceden anlaşmalı olduğumuz ve her etten tatmak istediğimiz için iki arkadaş olarak bir karışık kebap bir beyti yedik. Bu yazıyı yazarken bile tadını hissedebildiğime göre lezzetini siz düşünün. ( Yemek fotoğraflarını paylaşmak pek içime sinmese de gittiğinizde doğru kararı vermeniz için en küçük boyda göreceksiniz, umarım hepsinden yiyebilme fırsatınız olur :) )

Eski Safranbolu, her yere yürüyebileceğimiz kadar küçük, bir o kadar da şirin bir yer. Şehrin en güzel manzarasının görüldüğü yerin Hıdırlık Seyir Tepesi olduğunu öğrenince ilk önce manzaranın bütününü görüp öyle gezelim istedik. Giriş 1 TL, bu manzarayı görmenin ucuna kadar gelmişken e ücret de uygunken fırsatı kaçırmadık tabi ki :)

Yürüye yürüye yokuş ve taşlı yollardan biraz zorlanarak da olsa aşağı indik. Her sokak eski otantik evlerle dolu, fotoğrafta gördüğümüz meşhur evler, sadece bir kısmıymış meğer :)


Eski çarşı, Yemeniciler Arastası, Bakırcılar Çarşısı derken yorgunluğumuzu yine ünlü-tarihi bir yerde 'Arasta Kahvesi'nde attık. İsminden anladığımız kadarıyla 1661'den beri burada olan kafede türk kahvesi osmanlı şerbetiyle birlikte servis ediliyor. Elma çayı ise hem getirildiği tepsisiyle hem balla, tenceredeki elmalarla servis edilişiyle içmeden beğeninizi kazanıyor. Safranbolu merkezdeki Cinci Han, zamanında İpek yolunun bir durak noktasıymış. Şimdi ise otele dönüştürülmüş, en azından hala bakımlı olması mutlu edici.

Safranbolu merkezden sonra hava her ne kadar kararmaya başlamış olsa da son noktamız 'Saklı Cennet Taş Değirmen' oldu. Araştırmalarımda burayı atlamış olmama rağmen burayı gezmiş olmamı büyük şans olarak gördüm. İlk gördüğümüzde tamamen kayadan bir dağ, ancak bir adım öne gidince büyük bir çukur görünce gözlerimize inanamadık. Karanlıktan dolayı iyi fotoğraflar elde edememiş olsak da aşağıya indiğimizde su kenarında kurulmuş restoran gerçekten keyifli bir yemek yendiğini gösteriyordu. Bir daha buraya gelsem mutlaka sevdiklerimle burda hoş sohbetle yapılan bir ziyafet çekmek isterim.

(Aşağıdaki Saklı Cennet fotoğrafı iyi fotoğraflar çekilemediğinden linkten (http://www.safranbolutasdegirmen.com/galeri#!prettyPhoto) alınmıştır.)


Size tavsiyem çarşıda adım başı tadacağınız ve daha yürürken bile lokuma doyacağınız Safranbolu çarşısında sevdiklerinize bu güzel lokumdan tattırmak için almanız, sadece sevdiklerinize değil tabi. Tadı damağınızda kaldığı için yine yemek istemeniz muhtemel :) Bir de adından da belli olan safranı meşhur buranın. Ben tabi fiyatları bilmediğimden tadımlık 2 gram almak istedim. Ama 2 gramın 60 TL olduğunu öğrenmemle teşekkür edip çıkmam bir oldu :) Faydaları saymakla bitmiyor ve safranların toplanması gerçekten tamamen büyük emek istiyor. Ama ben şimdilik bir öğrenci olarak safran alma işini çalışacağım zamanlara erteledim :)
Safranbolu yollarında karlıyken yürümek nasıl olur bilmiyorum ama kış aylarında gidecek olursanız şimdiden ayakkabılarınızı rahat ve kaymayan tarzda seçmeniz o yolları gören ve Kasım ayında bile yürümekte güçlük çeken biri olarak tavsiyemdir :) Bir de şu aşağıda gördüğünüz kafede çay+tavla keyfi yapamadım içimde kaldı, fotoğrafını paylaşayım belki size nasip olacaktır.

Paulo Coelho ne demiş: 'Sadece güneşli günlerde yürürseniz, hedefinize asla varamazsınız.' Kendinize havaları veya başka bir şeyi bahane etmeyin. Kafanıza koyduğunuz şey her ne ise vakit geçmeden yapın. Belli mi yapacağınız şeyin yerli yerinde duracağı ? Ya da sizin yapabilecek güçte olacağınız? Gezeceklere iyi gezmeler, okuyanlara teşekkürler :)

Comments